<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Siyasette Bugün &#187; bdp</title>
	<atom:link href="https://www.siyasettebugun.com/?feed=rss2&#038;tag=bdp" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.siyasettebugun.com</link>
	<description>Siyasette Bugün</description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Apr 2015 08:15:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr-TR</language>
		<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
		<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=4.0.7</generator>
	<item>
		<title>Barış Süreci, Ekonomi ve Mısır Meselesi</title>
		<link>https://www.siyasettebugun.com/?p=2236</link>
		<comments>https://www.siyasettebugun.com/?p=2236#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Aug 2014 11:01:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[barış süreci]]></category>
		<category><![CDATA[bdp]]></category>
		<category><![CDATA[chp]]></category>
		<category><![CDATA[demirtaş]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[kürt]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[mısır]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet]]></category>
		<category><![CDATA[öcalan]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.siyasettebugun.com/?p=2236</guid>
		<description><![CDATA[Siyasi Gündeme Dair Değerlendirmeler: Barış Süreci, Ekonomi ve Mısır Meselesi “Mutlu Son” ‘lar Yakın mı? Mesele Kürtlere ayrıcalık çerçevesinden çıkartılıp, Türkiye’nin demokratikleşmesi bağlamına oturtulduğu müddetçe süreç krizlere rağmen ilerler kanısındayım. Barış sürecini hükümeti sıkıştırmak için kullanan ülke içi ve dışı mihraklar olduğunu görmemek için kör olmak gerekir. Şu anda ekonomi ve barış süreci en kırılgan [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Siyasi Gündeme Dair Değerlendirmeler:</p>
<p>Barış Süreci, Ekonomi ve Mısır Meselesi<br />
“Mutlu Son” ‘lar Yakın mı?</strong></p>
<p>Mesele Kürtlere ayrıcalık çerçevesinden çıkartılıp, Türkiye’nin demokratikleşmesi bağlamına oturtulduğu müddetçe süreç krizlere rağmen ilerler kanısındayım.<br />
Barış sürecini hükümeti sıkıştırmak için kullanan ülke içi ve dışı mihraklar olduğunu görmemek için kör olmak gerekir. Şu anda ekonomi ve barış süreci en kırılgan noktalardır. Öcalan’ın; elinin kuvvetli olduğunu düşünerek, bundan faydalanmak adına elinden geleni yaptığını görüyoruz. PKK’nın kendi içerisinde de çözüm sürecini desteklemeyen bir kesimin olduğu da göz ardı edilmemeli. Provakatif küçük alevlenmelerin, yangına dönüşmemesi adına çok hassas olunması gerekir. Barış sürecinin aktörleri arasındaki görüş farklılıklarını göz ardı etmeden, genel stratejiye bakarak doğru teşhis ile yola devam edilmelidir.</p>
<p><strong>Barış Sürecinden Çok Karalama Politikası Yürüten Muhalefet</strong></p>
<p>Muhalefeti çözüm süreci pek ilgilendirmiyor gibi gözüküyor. Onların tek derdi; iktidarın değişmesi ya da en azından yıpranması… Barış sürecinin sekteye uğraması halinde AKP’nin ağır bir hasar alacağını düşünüyorlar. Söylemlere ve tutumu doğru şekilde analiz ettiğinizde, muhalefetin özellikle CHP’nin sadece süreçten kendi adlarına “nasıl fayda sağlarız” fikri ile hareket ettiklerini görmek çokta zor olmasa gerek… CHP Genel Başkanı’nın büyük sıklıkta yaşadığı kafa karışıklığı ve zihin karmaşası kendi ülkesine zarar vermekten başka bir işe yaramıyor.</p>
<p>Dinime küfür eden, Müslüman olsa… “<br />
Bu lafı birçoğunuz bilirsiniz, ben tam da muhalefetin tavrını bu şekilde tanımlıyorum. İktidarın Türk halkına verdiği onca hizmeti görmezden gelip aynı zamanda halk için hiçbir proje üretmeyip, sadece karalama yöntemi ile hareket etmeleri gerçekten halkı aptal yerine koyduklarını zannetmekten başka bir şey değil… Halk artık daha bilinçli, daha sürecin içerisinde aktif… O yüzden küçük oyunların bir adım ötesine geçip, halka hizmet için bir adım atmalarını tüm iyi niyetimle muhalefetten diliyorum. MHP’ye baktığımızda, ellerinde “milliyetçilik” ten başka hiçbir şey olmadığını görmek için çok üst seviyede bir siyasi bilgiye ihtiyacımız yok.<br />
Gelelim barış sürecini siyasal rekabete dönüştürmeye çalışmalarına… Süreç sadece AK Parti ve BDP’nin çalışması olarak görülmekten çıkarılıp, Türk toplumunun ortak problemi gibi algılanır ve baltalanmaktan vazgeçilir ise, sorunsuz bir “mutlu son” olacağını düşünüyorum. Bu noktada temel ilke ise; diyalog ve uzlaşma adına karşılıklı iletişimi korumak. Konuşmak, dinlemek ve her şeyden önemlisi anlamak- anlaşılmak çok önemli. Silahların gürültüsü kesildiği anda sesler duyulabilir hale geliyor.</p>
<p><strong>Medyanın Doğru Tavrı</strong></p>
<p>Medya öyle büyük bir güçtür ki, hem savaşın, hem de barışın destekçisi olabilir. Gelelim barış sürecindeki medyanın rolüne… Barış sürecinin Türkiye’nin geleceği için ne kadar önemli olduğunu kısa sürede kavrayan medya, bilinçli bir şekilde sürecin çözümlenmesine destek vermektedir. Zaten kim savaş ister ki?… Bu süreci desteklemeyenlerin vatanına karşı iyi niyetinden şüphe ettiğimi de eklemek isterim.</p>
<p><strong>Barış Süreci ve Ekonomi</strong></p>
<p>Barış sürecinin olumlu gelişmesi en çok Türkiye ekonomisi bakımından önemli. Bu boyutu nedense bazı taraflarca ikinci plana atılıyor. Terörün sona ermesi ile kaynaklar askeri harcamalar yerine sosyal refah alanına kaydırılacaktır, böylelikle genç ve üretken nüfus kaybı büyük olanda önlenecek, ciddi bir üretim ve pazar alanı ulusal ekonomiye kazandırılabilecektir. İşte tam da bu yüzden de çözüm sürecinin başarıya ulaşması şarttır. Bölgeye yönelik teşvikler ve bunun sonucunda gerçekleşen yatırımlar, ülkenin doğusu ve batısının birbiriyle eklemlenmesine ve iktisadi akışın sağlanmasına yol açacaktır. Bu zincirleme sürece büyüyen ve gelişen Türkiye’ye yönelik adımlar olarak bakmak gerekir.</p>
<p><strong>Dünya Gündemi- Mısır Meselesi</strong></p>
<p>Mısır’da yaşanan katliam hiçbir şekilde kabul edilemez ve affedilemez… Devamlı olarak İslam dünyası üzerinde oyunlar oynanıyor tuzaklar oluşturuluyor. Bu katliama sessiz ve tepkisiz kalmak insanlık dışıdır. Uluslararası medya Türkiye’de polisin hukuk dâhilinde kullandığı biber gazını günlerce abartılı bir şekilde yer verirken, bu darbeye karşı neden sessiz kaldıkları bilinmez. Yüzlerce kişinin öldüğü bir katliamı göz ardı etmek, kabul edilemez…<br />
Dualarımız Mısır halkı ile…</p>
<p><strong>Timur Özgönül<br />
TMR Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://www.siyasettebugun.com/?feed=rss2&#038;p=2236</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Buzdağının Görünmesi Gereken Kısmı</title>
		<link>https://www.siyasettebugun.com/?p=2231</link>
		<comments>https://www.siyasettebugun.com/?p=2231#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Aug 2014 10:47:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[bdp]]></category>
		<category><![CDATA[buzdağı]]></category>
		<category><![CDATA[Carnegie Medal]]></category>
		<category><![CDATA[chp]]></category>
		<category><![CDATA[davos]]></category>
		<category><![CDATA[demirtaş]]></category>
		<category><![CDATA[kafkasya]]></category>
		<category><![CDATA[mhp]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa koç]]></category>
		<category><![CDATA[orta asya]]></category>
		<category><![CDATA[rahmi koç]]></category>
		<category><![CDATA[rockefeller]]></category>
		<category><![CDATA[sedat ergin]]></category>
		<category><![CDATA[selahattin]]></category>
		<category><![CDATA[tayyip erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yiğit bulut]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.siyasettebugun.com/?p=2231</guid>
		<description><![CDATA[Buzdağının Görünmesi Gereken Kısmı Farkında olmaksızın siyasi fikir ve düşüncelerini asla kabul etmediğiniz kişi/kişilerin ortaya attığı tezlerin yanlışlığını tartışırken buluverirsiniz kendinizi… O, ‘öyle değil, doğrusu budur’ şeklinde sürekli bir savunma mekanizması geliştirirsiniz. Bunun bir sonraki aşaması da, tartışırkenki kabullenme sürecidir. Sorun olarak algılanmayan bir durum bile bir anda gündemde bomba etkisi ile yerini alır… Kendi [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Buzdağının Görünmesi Gereken Kısmı</strong></p>
<p>Farkında olmaksızın siyasi fikir ve düşüncelerini asla kabul etmediğiniz kişi/kişilerin ortaya attığı tezlerin yanlışlığını tartışırken buluverirsiniz kendinizi… O, ‘öyle değil, doğrusu budur’ şeklinde sürekli bir savunma mekanizması geliştirirsiniz. Bunun bir sonraki aşaması da, tartışırkenki kabullenme sürecidir. Sorun olarak algılanmayan bir durum bile bir anda gündemde bomba etkisi ile yerini alır…<br />
Kendi tezlerimizi üretip ardından da savunmaya geçmeden önce, bu tezlerin eldeki verilerle, kesin bilgilerle çelişip, çelişmediği üzerine de düşünmemiz gerekir. Sadece konuşmuş olmak için konuşan o kadar çok insan türedi ki her birimizin çevresinde…</p>
<p>Bunlardan birisi ile yazımı sürdürmek istiyorum…</p>
<p>Baş Saçmalayıcı: Yiğit Bulut</p>
<p>Başbakanlık Başdanışmanı Yiğit Bulut, katıldığı bir televizyon programında tuhaf konuşmaları ile sadece beni değil eminim birçok duyarlı insanı şoke etti. Kürdistan’ın kurulması ile Türkiye topraklarının genişleyeceğini dile getiren isim, “Türkiye’nin konfederasyona geçmesi anlamına da gelmiyor. Kimse bunu Başkanlık sistemiyle bağlayarak kafaları karıştırmasın. Bugün Erbil’e gittiğinizde havalimanını kim yapmış. Türkler yapmış. Üniversiteyi hastaneyi Türkler yapmış. Markalar Türk markası. Yani Erbil bugün Ankara kadar bir Türk şehridir. Erbil Ankara kadar da bir Kürt şehridir. Eklemlenmek ayrı fiziki sınırların değişip, yeni devletler ortaya çıkması ayrı. Batı dünyasını da en çok rahatsız eden budur. Türkiye eklemlenmiş yeni bölgelerle genleşen bir ülke haline gelmektedir. ” ifadelerini kullandı. Bu açıklamayı Yiğit Bulut’un imzası olmadan yazılı basından okusaydık, sanıyorum açıklamaların Selahattin Demirtaş’a filan ait olduğunu düşünürdük.</p>
<p>BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş ise aynı günlerde tüm Türkiye için özerklik talebinde bulunuyor ve kendince çözümünü paylaşıyor. Bu kapsamda Türkiye’nin 20 ya da 25 bölgeye ayrılabileceğini söylüyor. Demirtaş; “Türkiye coğrafyası ekonomik, kültürel demografik yapısıyla 20 veya 25 bölgeye ayrılabiliyor. Yerinden yönetim bölgelerine ayrılabilir. Sadece Kürtlere özgü bir özerklik yerine Türkiye’nin katı merkeziyetçi yönetim modelinden vazgeçerek bir yerinden yönetim modelini hayata geçirmesi lazım.” diyor…</p>
<p>Al Selahattin Demirtaş’ı vur Yiğit Bulut’a…</p>
<p>Neden birisi çıkıpta; “sorunu çözmek istiyorsak, kendi gündemimizi kendimizin belirlemesi yeterli olacaktır.” demiyor. Ortada ne “Kürt sorunu” var, ne de “bölge sorunu”. Ortada top yekûn bütün Türkiye’de insanların hepsi için, Aleviler, Kürtler, Sünniler, Türkler için demokratikleşme sorunu ve bu sorunu çözme zorunluluğumuz var gerçek olan bu.</p>
<p><strong>Gelelim Koç’un Boynuzlarına…</strong></p>
<p>Tarih sıralaması ile gitmek istiyorum. ..</p>
<p>AK Parti’nin kurulmasından sadece bir hafta önce 5 Ağustos 2001′de CNN Türk’te Taha Akyol’a konuk olan Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Koç, canlı yayında “Tayyip Bey’in 1 milyar doları var” suçlaması ile partinin kuruluşunu baltalamaya ve Tayyip Erdoğan’ı töhmet altında bırakıp diskalifiye etmeye çalışmıştı. Arşivden bu röportaja ulaşabilirsiniz. AK Parti’nin önünü kesmek için her türlü çabanın büyük sermaye tarafından gösterildiği o günlerin sonunda AK Parti 3 Kasım 2002 seçimlerinde iktidara gelince Rahmi Koç, koca Koç Holding’in yönetimini 43 yaşındaki oğlu Mustafa Koç’a devrettiğini açıkladı. Bunun sadece bir emeklilik olduğuna herkesi inandırmak istercesine de Nazenin adlı yatı ile dünya turuna çıktı, fotoğraflar çekti ve üzerine sergiler bile açtı. Her iş adamının hayalidir öyle değil mi emekliliğinde yatı ile dünya turuna çıkmak…</p>
<p>‘Koç Ailesi’ne bildiğiniz üzere 2009 yılında ‘Hayırseverlik’ alanında ABD’nin en prestijli ödülü Carnegie Medal of Philanthropy verildi. Koç Ailesi, 2009 yılında ödül alanlar arasında Amerikan olmayan tek aile oldu. Koç Ailesi adına ödülü, ABD’de iş dünyasının sembol isimlerinden David Rockefeller’ın elinden alan Rahmi Koç’un konuşmasının son cümlesi olan ‘Bu ödülü sadece ailem adına değil ülkem için de alıyorum’ şeklindeki sözlerinin ardından gözleri doldu. Beş yüz kişilik salon Rahmi Koç’u ayakta alkışladı. (…)Rahmi Koç’u uzun zamandan beri tanıdığını belirten David Rockefeller, Koç Ailesi’nin yaptıklarının çok değerli olduğunu, Türkiye’nin geleceğinde bu yardımların önemli rol oynayacağını söyledi. Rockefeller Bu arada ödül alanlar arasında bulunan Sanford Weill de Koç Holding’in yönetim kurulu üyeliğini yapıyor…’</p>
<p>Bu ödülün ardından sadece bir ay geçtikten sonra, Sedat Ergin adeta postacılık yaparak, Council on Foreign Relations’ın (CFR) (Dış İlişkiler Konseyi) iki ayda bir çıkardığı Foreign Affairs’in çok prestijli bir dış politika dergisi olduğunu hatırlatarak, derginin Kasım/Aralık (2009) sayısında Türkiye hakkında çok önemli bir makale yayınlandığından söz ediyordu. ‘Türkiye’yi Dönüştürenler’ başlıklı makaleyi kaleme alanlar, Amerika’nın eski Ankara Büyükelçisi Morton Abramowitz ile Leigh Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Henry Barkey idi. İkili, AKP Hükümeti’nin ‘riskli ve tehlikeli’ yönelişlere girdiğinden bahisle ‘Temeldeki soru; ülkenin en güçlü partisinin, İslami geçmişinin ve taban seçmeninin kültürel açıdan muhafazakâr yönelişlerinden kendisini kurtarıp kurtaramayacağıdır.’ diyorlardı.</p>
<p>Başbakan Erdoğan’ın Davos’ta İsrail Cumhurbaşkanı’nı azarlamasından da yakındıkları yazıda, ‘AKP hükümetinin Batı ile her geçen gün artan uyumsuzluk içinde adım atıyor olmasından duyulan kaygıyı’ seslendiriyorlardı.<br />
CFR’ın (Council on Foreign Relations) Onursal Başkanı David Rockefeller’dır. Babası John D. Rockefeller ise CFR’ın kurucuları arasında yer almıştır. CFR, çıkardığı Foreign Affairs dergisindeki ‘uzman’ yazarlar üzerinden dünyanın farklı yerlerindeki karar alma süreçlerini etkilemeyi amaçlar.</p>
<p>Peki, yine bakalım tarihlere… Derginin tüm makalelerine online olarak ulaşabilirsiniz ve tüm bu bahsettiğim söylemleri sizler de okuyabilirsiniz. Bir arşiv taraması yaptığınızda, 2008 yılına kadar Türkiye’nin Yükselen Yıldızı gibi iddialı kelimelerle övülen AKP Hükümeti ve TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, bir anda ne oldu da, risk ve tehlike arz eder oldu. 2008 yılının son aylarına kadar yazılan makalelerde, somut verilerle göklere çıkartılan hükümet ve Başbakan, 2009 yılı itibariyle duygusal analizlerle nasıl olur da zan altında bırakılabilir. Öncelikle bilimsel verilerle desteklenen ve alanının uzmanları tarafından oluşturulan içeriklerin yer aldığı bu prestijli dış politika dergisinde duygusal ve gerçekliği olmayan söylemlerin ne işi var…<br />
Ve de neden Koç’un2009 yılında David Rockefeller’ın elinden aldığı ödülün arkasından bu karalama politikası başlatılıyor!</p>
<p><strong>Ne büyük tesadüf öyle değil mi?</strong><br />
Kılıf mükemmel kurgulanmış… Gelelim Rahmi Koç’un, kurum içi dergisine 2012′de (391. sayısı) verdiği röportajdaki cümlelerine… Soru: “Bu enerjiyi nereden alıyorsunuz? Hiç sakin bir hayat yaşamalıyım” dediğiniz oldu mu?” Cevap: “Bugünkü devirde inzivaya çekilip, köşende oturmak gibi bir şey yok. Ben kendimi emekli addetmiyorum. Sadece kulvar değiştirmiş olarak görüyorum. Şu an geçmişe nazaran daha çok meşguliyetim var.” Emeklilik meşguliyetlerinin ne olduğunu anlamışsınızdır sanırım…</p>
<p>David Rockefeller’ın Türkiye hakkındaki sözleri ile yazımı sonlandırmak istiyorum!</p>
<p>“Türkiye; dünyadaki en stratejik konumdaki ülkedir ve bizim için çok önemlidir. Nedenlerine gelince: Bir kere Büyük İsrail Devleti topraklarının su kaynaklarının önemli bir kısmı şu anda Türkiye’ye aittir. İkincisi, Müslüman ve demokratik bir ülke olarak bu konuda öncü bir ülkedir. İslamiyeti yıkmak istiyorsak önce Türkiye’den başlamalıyız. Üçüncüsü, Avrupa ve Asya arasında bir köprü durumdadır. Maden, petrol, doğalgaz gibi zengin yer altı kaynaklarına sahip Ortadoğu ve Kafkasya’ya hakim olmak istiyorsak bu ülke elimizin içinde olmalıdır. Ortadoğu hemen hemen elimizde sayılır. Kafkasya ve Orta Asya’daki diğer Türk devletleri de yakında darbelerle kargaşaya boğulacaklar ve avucumuzun içine düşecekler. Bu Türkler aslında birleşip bir araya gelseler karşılarında hiçbir güç duramaz. Bu yüzden böyle bir olasılığa karşı, ajanlarımız her an tetikte bekliyorlar. Türk devletlerinde kilit mevkilerdeki adamlarımız, aralarında en ufak bir yakınlaşma sezdiklerinde hemen istikrarı bozacak olaylar ve darbelerle bunu önlüyorlar.” Diyor Rockefeller!</p>
<p>Lütfen ülkemizin jeo-politik konumunun ve ne kadar büyük ve güçlü bir ülke olduğunun en az dış mihraklar kadar farkına varalım… Birlik- beraberlik ve refah içerisinde, daha bilinçli bir şekilde hareket edelim. Yukarıda da belirttiğim gibi, bu sorun hepimizin sorunu… Aleviler, Kürtler, Sünniler, Türkler için demokratikleşme sorunu ve bu sorunu çözme zorunluluğumuz var gerçek olan bu.<br />
Herkese şimdiden Hayırlı Bayramlar diliyorum.</p>
<p><strong>Timur Özgönül<br />
TMR Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://www.siyasettebugun.com/?feed=rss2&#038;p=2231</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
